Hakkımızda

HER ŞEY SEVMEKLE BAŞLAR. İŞTE O ZAMAN, TAM OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ GELİŞİR VE OLGUNLAŞIR. DÖNGÜ BÖYLECE SÜRÜP GİDER…

Çiftliğimiz

Çiftliğimizi 2014 yılında İstanbul’un tarihi ilçesi Çatalca’ya bağlı İhsaniye köyünde faaliyete geçirmiş bulunmaktayım. Başlangıçta yalnızca hobi amacıyla başladığım bu iş, Biyodinamik Tarımı tanımam sonucu bir tutkuya dönüştü.

Çiftliğim köyün yaklaşık 2 km dışında, kesif bir meşe ormanın içinde ve yoldan oldukça uzak bir konumdadır. İlk aldığımda uzun süreler işlenmemiş, içi patates büyüklüğünde taşlarla dolu bir arazi idi. Bir işi başarmak ve sonuca ulaştırmak için inancım, asla hırs değil ama sevgi, sevmek olmuştur. Bu araziye geldiğim ilk anda, buranın ömrüm boyunca olmak istediğim yer olduğunu anlamıştım. Hektarlarca büyüklükte olmamasına rağmen, bu toprak parçasının yaşamımı bu denli etkileyeceğini de düşünmemiştim aslında. İlk kurduğum küçük serada ilaçsız yetiştirdiğim harika çilekler, ardından komik şekilli domatesler ve biberler! Her şey çocukluğumdaki gibiydi. Bakıp da hayal kuracak ve gülümsetecek çok şey olmaya başlamıştı. Sonra organik tarım yapabilir miyim diye düşündüm. İzmir’den gelen güleryüzlü danışmanımız Sn. Nurhayat Bayturan vasıtasıyla Biyodinamik tarım çalışmalarımıza yaptığı katkılar sonucu bugünkü noktaya ulaşmamızı sağlayan Demeter firmasının tecrübeli danışmanı Sn.Hans Supenkaemper ile tanıştım. Garip ama zaman içinde insanın yaptığı birçok şeyin tesadüften ibaret olmadığını yine bu çalışmalar sırasında fark ettim. Edebi boyutta ifade etmek gerekirse, biyodinamik  tarıma başlamak benim için cevizin yeşil kabuğunu soyarak, hakikati arama yolunda atılmış bir adım gibi oldu!

Oldukça hızlı bir şekilde seralarımı kurdum. Arazileri nasıl taşlardan kurtarabilirim diye kara kara düşündüm. Yıllar yılı işlenmemiş kıraç bir topraktı önümde duran. Sorun etmedim ama hiç de kolay olmadı. Başarılar ve başarısızlıklar birbirini izledi. Tabii ne suyun, ne yolun, ne de elektriğin olmadığı bir yerle uğraşmak kolay değildi; ancak hiç pes etmedim! Toprağı tanımak ve ıslah etmek için elimden ne geliyorsa yaptım, sanki toprak beni duydu ve çok şükür cevapsız bırakmadı! Ve başarı geldikçe çok mutlu oldum. Artık cevizin kara sert kabuğunu kırmıştım!

Sırasıyla Biyodinamik preparat evimi, koyun ağılını yaptım. Geçen yıl danışmanım, inek ve sığırların yaz-kış dışarıda kalarak yaşamlarını sürdürdükleri Demeter standartlarına uygun havadar bir ahır yaptı. Çevremdeki insanların hayvanların kışın dışarıda dayanamayacaklarına dair inançlarını yıkmayı başardım! Her canlı doğaya uygun kusursuz bir şekilde yaratılmıştır, aykırı olan hiçbir şey yok. Her şey bu kadar mükemmel yaratılmışken, biz de onlar için ne gerekiyorsa yapmalıyız.

Bu yılın başlarında, yine standartlara uygun bir kümes yaptırdık. Dört bir yanında bahçelere açılan kapılar mevcut, içerisi son derece havadar… Dışarıyı nöbetleşe ekim yaparak kullandığımız dört ayrı bahçeye böldük. Tavuklar, gün boyunca diledikleri gibi özgürce dolaşabilmektedirler. 

İklim koşullarımız izin verdiği sürece, meyve ve sebze üretimimiz devam etmektedir. Arazimizde elma ağırlıklı meyve ağaçlarımız bulunmaktadır. Şu bilgiyi vermeden de geçemeyeceğim; bir zamanlar Çatalca’da elma festivalleri yapılırmış. Bunun yanı sıra, ineklerimizden sağdığımız sütü bazen kefir, yoğurt ve lor yapmak için kullanıyoruz. Nazlı tavuklarımızın yumurtalarını da söylemeyi unutmamalıyım!

Arılarıma gelirsek; Ukrayna’da biyodinamik tarım yapan bir arkadaşım, çiftliğimi ziyareti esnasında tıpkı kendisinde mevcut olan ve oralarda yaygın olarak kullanılan bir arı terapi evi yaptı. Çok ilginç! Tamamen çam ahşabı kullanarak yaptığı bu evin içine girdiğinizde içinize ferahlık veren yoğun bir çam kokusu alıyorsunuz. Karşılıklı duran iki platformun altında arı kovanları bulunmaktadır. Düzeneğe uzandığınızda arıların yoğun vibrasyonunu hissediyorsunuz. Alt katta da bal yapımı devam etmektedir. Denemeniz şart!

Biyodinamik preparat evimiz de biyodinamik tarımın olmazsa olmazıdır. Kendi arazimizde yetiştirdiğimiz bitki preparatlarını bu evde muhafaza etmekteyiz. Ayrıca, yine kendi arazimizden elde ettiğimiz tohumları, inek gübresi ve silika doldurmak için kullandığımız ve “doğal kılıflar” olarak adlandırdığımız içi temizlenmiş inek boynuzlarını da bu serin, karanlık ve kuru evin içinde saklamaktayız!

Tohumlama, ekim, dikim, hasat, transplantasyon ve preparat uygulamalarını ayın hareketlerine göre yapmaktayız. Bu amaçla da her yıl değişen Maria Thun takvimini kullanmaktayız. Doğru zamanda yaptığımız uygulamalar sayesinde haşere ve hastalıklarla bitkisel yöntemler kullanarak başa çıkabilmekteyiz.

Bu farklı yapıyı bize kazandırdığı için Ukraynalı çiftçi ve bilgisayar mühendisi dostumuz Sergey Chorna’ya selam olsun!

Biyodinamik tarım, bir çiftliğin üretim döngüsünün kendi başına devam etmesi yoluyla kendi kendine yeter hale gelmesini hedefleyen bir tarım şeklidir. Çiftliğimiz bünyesinde ürettiğimiz her şey, sevgi ve emekle büyümektedir. Biyodinamik tarım ürünleri, tüm dünyada Demeter markasıyla satılmaktadır. Bu yıl Demeter Sertifikamızı alarak ürünlerimizi bu marka ile pazarlama sürecine ulaştık. Bunun yanı sıra, kısa bir süre önce Demeter – Türkiye için tasarladığımız internet sitesi aracılığıyla insanlarımıza biyodinamik tarımı ve bu uygulama sayesinde üretilen yüksek kalitedeki ürünleri tanıtmayı hedefliyoruz.

Arzu Duran